KIRIK HAVALAR
EL ELE VER GİDAH PURUTHANAYA


Repertuar No
4573 
Yöresi- İli
İlçesi- Köyü
-  
Kaynak Kişi
Derleyen
Notaya Alan
İcra Eden
Makamsal Dizi
Konusu - Türü
Karar Sesi
La 
Bitiş Sesi
La 
Usül
10/8 
En Pes Ses
Sol 
En Tiz Ses
Sol 
Ses Genişliği
8 Ses 
Youtube Linki
 


                    Kaynak kişiden




TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

EL ELE VER GİDAH PURUTHANA'YA
KURBAN OLUM SENİ DOĞURAN ANAYA
SENİ DOĞURDU BENİ DE SALDI BELAYA

Bağlantı:
YENİ YENİ DUYDUM SEVDALISIN
ŞU DERDİMİN DERMANISIN DERMANI

NE DURURSUN DAĞ BAŞINDA AY KİMİ
YANAKLARI ELMA KİMİ NAR KİMİ
GEL SARILAK İKİMİZ BİR CAN KİMİ

Bağlantı

 

TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ

     Diyarbakır'ın yağız delikanlılarından, yakışıklı, saygılı dürüst bir genç olan Nedim, Hançepek Mahallesi'nde, poşucuların yanında çalışmaktadır. 
     Birgün dolaptan çıkmış olan yaş poşuları kuruması için dama çıkıp sererken biraz uzaktaki bir evin toprak damında çok güzel bir kızın gezindiğini görür. Daha sonraları aynı işlemi yaparken bu kızı yine görür. Kafasına takılan bu kızın evinin bulunduğu sokaktan geçip damda gördüğü kızı daha yakından görme fırsatı arar. Nihayet bir gün bu kızı sokakta görür ve bu kıza tutulur. 
     Nedim'in tutulduğu kızın adı Sümbül olup, Hançepek Mahallesi'ndeki güzel ve alımlı Ermeni kızlarından biridir. Zaman içerisinde birbirleriyle konuşmaya başlarlar ve Sümbül, Nedim'in sevgisine karşılık verir. Nedim mutludur ve sevinçlidir.
     O dönemler, emperyalizmin uzantılarından olan ve bilhassa Güneydoğu Anadolu'da birçok illerde genellikle İngiliz, Fransız ve Amerikalıların açmış olduğu misyoner okullarından birkaç tane de Diyarbakır'da açılmış idi. Bu okulların asıl amacı Ermeni ve Süryanileri Hristiyanlığın Protestan mezhebine kazandırmaktı. Ayrıca bu okullarda el işleri, dikiş nakış ve yemek yapma, terzilik ...vs. gibi meslek kursları ile lisan (İngilizce, Fransızca, Ermenice) kursları verilmekteydi. Bu okullara meslek öğrenmek için bazı Müslüman gençler de gitmekte idi. Bu misyoner okullarına halk arasında "Prothana" denilir idi.
     Sümbül de bu Prothana'ya aralıklarla devam eden güzel Ermeni kızlarından biri idi. Nedim ise sevdiği kızın Ermeni olduğunu bilmemektedir. Bir gün Sümbül'ün Prothana'dan çıktığını gören Nedim, Sümbül'e, "Sende mi Prothana’ya gidiyorsun ?" diye sorar. O da; "Evet, orada nakış dikiş ve yemek yapmasını öğretiyorlar. Ben de bunları öğrenmek için gidiyorum " der. Nedim, Prothana'ya bazı Müslüman kız ve erkeklerin gidip meslek öğrenmeye çalıştıklarını bildiğinden, kızın Ermeni olabileceğini aklına bile getirmez. 
     Prothana'ya devam eden Müslüman gençlerden olan Kadri, Sümbül'ün Prothana'da Protestan ayinlerine katıldığını görür ve Sümbül'ü Prothana'da gördüğünü Nedim'e söyler. Nedim, Kadri'ye, "Bunda ne var sen de gidiyorsun" deyince Kadri, "Evet ben de gidiyorum ve Müslüman'ım. Senin sevdiğin Sümbül Ermenidir ve Prothana'da Protestan Mezhebi'nin eğitimlerine katılıyor" deyince Nedim duraklar ve "olmaz böyle şey, Sümbül gavur değil ki katılsın" deyince Kadri, "Bu kız Ermenidir ve babası kuyumcu Agopyan'dır" der. Nedim'in kafası allak bullak olur ve buna inanmak istemez. Araştırır ve arkadaşı Kadri'nin doğru söylediğini öğrenir. Bu kızla evlenmek niyetinde olan Nedim’in dünyası yıkılmıştır. Ne yapacağını şaşırır çünkü bu Ermeni kızına sırılsıklam, kör kütük aşıktır. Nasıl davranacağını arkadaşlarına danışır. Arkadaşları kendisinin Müslüman oluşundan dolayı kızı ailesinin kesinlikle vermeyeceğini ancak almakta kararlı ise kaçırması için kendisine yardımcı olacaklarını söylerler. Nedim bunun yanlış olacağını, ana ve babasının buna rıza göstermeyeceğini arkadaşlarına izah eder.
     Birkaç gün sonra Nedim, Sümbül ile buluşur ve Ermeni olduğunu neden söylemediğini sorunca Sümbül; "Evet ben Ermeni'yim. Ben senin Müslüman olduğunu biliyordum. Sen benim Ermeni olduğumu bilmiyor muydun ?" diye cevap verince Mutaassıp bir ailenin oğlu Nedim, hayalleri altüst olmuş nasıl bir cevap vereceğini düşünürken, Sümbül, Nedim'in elini tutarak "Gel beraber Prothana'ya gidelim, oraya Müslümanlar da geliyor" deyince Nedim, "Ben senin Ermeni olduğunu yepi duydum, keşke çok önce bilseydim, ben seni seviyorum fakat evlenmemiz mümkün değil. Seni bana vermezler, verseler bile benim babam ve anam kabul etmezler." der. Prothana önüne kadar beraber yürürler. Sümbül, "Madem beni seviyorsun. Benimle evlenmek istiyorsun gel beraber kaçalım. Beni kaçır. Ben de seninle evlenmek istiyorum"der. Bu konuşmalar devam ederken Prothana'nın önüne gelmişlerdir. Nedim, "ben seni kaçıramam, kaçırsam bile nereye gideceğiz" deyince Sümbül, "Sen bilirsin" der ve Prothana'dan içeri girer. Nedim, Sümbül'ün arkasından bir müddet bakar ve daha sonra dalgın bir şekilde yürümeye başlar.
     Ermeni poşucular Nedim'in dürüstlüğünü ve çalışkanlığını hep takdir etmektedirler. Bir müddet sonra Ermeni poşuculardan birinin oğlunun düğünü vardır. Nedim de bu düğüne davetlidir. Düğünde çalgılar çalınır, türküler söylenir, oyunlar oynanır. Nedim'in dalgın bir şekilde oturduğunu gören meslektaşlarından Ermeni Gagik yanına gelerek, "Neden dalgınsın, herkes eğleniyor. Yabancılık çekme, rahat ol. Dur sana bir tas şarap getireyim iç de keyfin yerine gelsin" diyerek Nedim’in yanından ayrılır. Etrafına bakan Nedim, evin avlusunda bir köşede oturmuş düğünü seyreden Sümbül'ü görür. Uzaktan uzağa bakışırlar. Bu sırada Gagik elinde şarap dolu tasla gelerek "Bu evde yapılan en iyi şaraplardandır iç ki neşen yerine gele" diyerek şarap dolu tası Nedim'e verir. Nedimin gözü hala Sümbül'dedir. Sümbül, çalgıcıların çaldığı Diyarbakır'ın kadın halayını oynayan kadınların koluna girerek oynamaya başlar. Oyun bittikten sonra Sümbül sessiz bir şekilde düğün evinin dış kapısına doğru yürür ve kapıdan çıkar.
     Nedim, Sümbül'ün dışarı çıktığını görünce elindeki şarap tasını ağzına götürerek bir defada içindeki şarabı bitirir ve kapıya doğru yürür. Sokakta bekleyen Sümbül'ün yanına gider. Sümbül, "Bizim düğünlere pek Müslümanlar gelmez. Sen nasıl geldin" ? deyince Nedim, "Düğün sahibinin dükkanı bizim dükkanın bitişiğindedir. Israr ettiler geldim" der. Sümbül, "“Nedim, sanki bu düğün bizim düğünümüzdür. Hadi beni kaçır. Şimdi gidelim. Nere istersen oraya seninle gelirim" der. Nedim, "Yapamam. Arkamdan, dostluğuna inandığımız bir Müslümanı düğünümüze davet ettik onun yaptığına bak, gelip kızımızı kaçırdı derler. Ben bunu söyletmem" der. Sümbül, "Sen bilirsin. O zaman birbirimizi bir daha görmeyelim bu iş olmayacak" der ve tekrar düğünün olduğu eve girer.
Nedim perişan bir halde sokaklarda gezerek evinin yolunu tutar. Bir daha Sümbül ile Nedim hiç görüşmezler.

* Bu olayı Sami Hazinses ve Suphi Martağan'dan 1998 yılında derledim.

                                                   Diyarbakır Kültürü
                                                   Vedat GÜLDOĞAN